Davut Dursun: Medya okuzyazarlığını seçin

RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, ilköğretim ikinci kademeye devam eden öğrenciler ve velilerine, ”medya okuryazarlığı dersini seçmeleri” çağrısında bulundu.

Dursun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, medya okuryazarlığı dersinin ilköğretimin ikinci kademesinde 2006′dan itibaren seçmeli ders olarak okutulduğunu, 5 pilot okulda başlayan uygulamanın 3 yılda tüm Türkiye’ye yayıldığını hatırlattı. Geçen yıl öğrencilerin yüzde 27′sinin medya okuryazarlığı dersini seçtiğini belirten Dursun, bu yıl da dersin yüzde 50′ye yakın bir oranda tercih edilmesini beklediklerini söyledi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun da yeni eğitim-öğretim yılı açış konuşmasında medya okuryazarlığı dersinin önemine vurgu yaptığını anımsatan Dursun, bunun önemli bir gelişme olduğunu dile getirdi.
Yeni ders yılının başladığını ve öğrencilerin ders seçme telaşında olduklarını ifade eden Dursun, ”Bugünlerde ders seçecek öğrencilerimizin ve onları yönledirecek velilerimizin medya okuryazarlığı dersini tercih etmelerini, öğrencilerin medya konusunda belli bir eğitim almalarını önemsiyoruz” diye konuştu.
Toplumun tüm kesimlerinin bu dersle tanışması gerektiğini belirten Dursun, sadece ilköğretimin ikinci kademesinin değil, ilk kademenin, hatta okul öncesinin bile basitleştirilmiş bir müfredatla bu dersten yararlanabileceğini söyledi. Dursun, medyanın doğru anlamlandırılması için yetişkinlere yönelik programlar da düzenlenebileceğini dile getirdi.
RTÜK’ün medya okuryazarlığı dersini tavsiye eden spot filmler hazırlayarak televizyon kanallarına gönderdiğini bildiren Dursun, önümüzdeki günlerde spot filmlerin yayımlanmaya başlayacağını anlattı. Dursun, ayrıca yayın durdurma cezası verilen programların yerine TV kanallarına sağlanan ikame programlarda da medya okuryazarlığı dersinin içeriğini tanıtıcı konulara yer vereceklerini kaydetti.

”ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA ZORUNLU DERS OLARAK OKUTULACAK”
RTÜK olarak başından beri dersin zorunlu olmasını savunduklarını ancak müfredatta hemen değişiklik yapmanın çok kolay olmadığını ifade eden Dursun, dersin önce seçmeli olması, belli bir tecrübe sağlandıktan sonra zorunlu hale getirilmesi yönünde bir politika belirlendiğini anlattı.
Talim Terbiye Kurulunun geçen hafta yaptığı toplantıda, dersin zorunlu olması ve iletişim fakültesi mezunu öğretmenlerce okutulması yönünde bir karar aldığını bildiren Dursun, önümüzdeki yıllarda ilköğretimin ikinci kademesinde medya okuryazarlığının zorunlu ders olarak okutulacağını kaydetti.
Gerek Avrupa ülkelerinde gerekse ABD’de benzer derslerin 1970′lerden beri zorunlu olarak okutulduğuna işaret eden Dursun, ”Dersin Türkiye’de de zorunlu hale gelmesi, AB Komisyonu nezrinde de bizim tam üyelik görüşmelerimize olumlu katkıda bulanabileceğini ve bunun Türkiye açısından önemli bir gelişme olarak kaydedileceğini düşünüyoruz” dedi.
Dursun, müfredat geliştirme çalışmalarını da Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa yürüteceklerini söyledi.
”YAYINCILAR DA EBEVEYNLER DE ÖZENLİ OLMALI”
Medyanın toplumsal gerçekliğin en önemli unsuru olduğunu, medyasız bir dünya düşünülemeyeceğini ifade eden Dursun, ancak görsel ve işitsel medyanın izleyiciler üzerinde birtakım negatif etkileri de bulunduğunu, özellikle henüz bazı şeylerin farkında olmayan çocukların gelişimini olumsuz etkilediğini söyledi.
Görsel medya arasında rekabet nedeniyle şiddet ve cinsellik kavramların öne çıkabildiğini belirten Dursun, çocukların korunması için bu konuda hem ulusal hem de uluslararası düzenlemeler bulunduğuna işaret etti.
Dursun, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Çocuklarımız toplumumuzun geleceği… Yayıncılar da ebeveynler de özenli olmalı. Özellikle yayıncılar, çocukların psikolojik, fiziki ve ruhi gelişimini olumsuz etkileyecek programları, onların izleyebilecekleri saatte koymamalılar. Buna mümkün olduğunca dikkat edilmesi gerekiyor. Program içeriği hakkında izleyiciyi bilgilendirmek için kullandığımız sembol sistemine dikkat edilmeli. Şiddet ve olumsuz ifadeler içeren programların izlenmemesi ya da o tür programlardan çocuklarımızın uzak tutulmasına ailelerin özen göstermesi gerekiyor. Sembolik işaretler, sıradan şeyler değil. İzleyiciyi bilgilendirmeye yönelik çabalar. Çocuklarımızın ona göre ekran karşısında durmalarına müsaade etmeliyiz. Burada görev ebeveynlere düşüyor.”
”RTÜK BİR SANSÜR KURUMU DEĞİL”
RTÜK’ün bir sansür kurumu olmadığını vurgulayan Dursun, televizyonlarda gösterilen sinema filmleri, diziler, müzik eğlence programlarının, ilgili yasalara ve normlara aykırı unsurlar bulunması durumunda raporlandığını anlattı. Dursun, bu raporların üst kurulda değerlendirildiğini, gerekli durumlarda müeyyide uygulandığını kaydetti.
Zaman zaman ”bu programı niye kaldırmıyorsunuz” gibi söylemlerle karşılaştıklarını dile getiren Dursun, ”Biz asla programı yayından kaldırma ya da program içeriğini önceden kontrol etme yetkisine sahip değiliz. Program yayımlandıktan sonra ihlal içeren durumları değerlendiriyoruz. İlgili kurumları uyarıp, para cezası ya da program durdurma cezası veriyoruz” diye konuştu.
”SEMBOL SİSTEMİ GÜNCELLEŞTİRİLECEK”
Dizilerde, sinema filmlerinde ve programlarda genellikle şiddet ve cinsellik ögelerinin öne çıktığını, bunun da çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ifade eden Dursun, özellikle cinsellik ağırlıklı programların çocukların izleyemeyeceği saatlerde yayımlanması gerektiğine işaret etti.
Çocukların gelişimini olumsuz etkileyen tüm programların 18 yaş üzeri için düşünülmesi gerektiğine dikkati çeken Dursun, bazı programlara getirilen yaş sınırlamalarının programın içeriğine göre yeniden düzenlendiğini anlattı.
İzlemeden önce programların içeriği hakkında izleyicilere bilgi veren sembol sisteminin güncelleştirilmesinin gündemlerinde olduğunu belirten Dursun, yaş sınırlamalarının da bu kapsamda ele alınabileceğini sözlerine ekledi.

AA

Diğer Haberler

    26 Eylül 2009

    Sizde yazın