
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>haberler &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://haber.guncell.com/haberleri/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://haber.guncell.com</link>
	<description>Haberler, magazin, spor, sağlık, ekonomi, yaşam, kadın</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Nov 2010 23:30:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>düşük ayak bel fıtığı yapıyor</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/dusuk-ayak-bel-fitigi-yapiyor.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/dusuk-ayak-bel-fitigi-yapiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 02:59:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/dusuk-ayak-bel-fitigi-yapiyor.html</guid>
		<description><![CDATA[http://haber.guncell.com/wp-content/uploads/i2009-09-12-22-16-18.jpg Bel fıtığının çok büyük olması ve omurilik bölgesinde sinirlerin çıktığı yere baskı yapmasıyla,hastanın ayağını yerde sürüyerek yürümesine yol açan düşük ayak problemi ortaya çıkabiliyor. Bel fıtığının çok büyük olması ve omurilik bölgesinde sinirlerin çıktığı yere bası yapması durumunda, hastanın ayağını yerde sürüyerek yürümesine yol açan &#8221;düşük ayak&#8221; problemi ortaya çıkabiliyor. Türkiye Romatizma Araştırma ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>http://haber.guncell.com/wp-content/uploads/i2009-09-12-22-16-18.jpg Bel fıtığının çok büyük olması ve omurilik bölgesinde sinirlerin çıktığı yere baskı yapmasıyla,hastanın ayağını yerde sürüyerek yürümesine yol açan düşük ayak problemi ortaya çıkabiliyor. Bel fıtığının çok büyük olması ve omurilik bölgesinde sinirlerin çıktığı yere bası yapması durumunda, hastanın ayağını yerde sürüyerek yürümesine yol açan &#8221;düşük ayak&#8221; problemi ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği Başkanı ve aynı zamanda Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Ramatoloji Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Ataman, yaptığı açıklamada, her 100 kişiden yaklaşık 65-80&#8242;inin yaşamının herhangi bir döneminde bel ağrısı çektiğine işaret etti.</p>
<p>Bel ağrılarının genellikle en az 1-2 hafta sürdüğünü belirten Ataman, bel ağrısından şikayet eden kişilerin yaklaşık yüzde 10&#8242;unda sorunun bel fıtığı ya da iltihaplı bel romatizmasından kaynaklandığını vurguladı.</p>
<p>Ataman, 2 haftayı aşan bel ağrısı sonrasında ağrının farklı bölgelere yaygınlık göstermesinin ciddiye alınması gerektiği uyarısında bulunarak, &#8221;Kalça ve bacaklara doğru yayılım gösteren bel ağrısı, bel fıtığının belirtisidir. Yaygın ağrı ile birleşen bel fıtığı, sinirlere bası yapabilir. Bu ise sağlığa ciddi şekilde zarar verebilecek sorunlara yol açar&#8221; diye konuştu.</p>
<p>-&#8221;HAREKET YETENEĞİ BOZULUR&#8221;-</p>
<p>Ataman, bel fıtığının çok büyük olup omurilik bölgesinde sinirlerin çıktığı yere bası yapması durumunda, hastada kuvvet kaybının görülebileceğini ve tıpta &#8221;düşük ayak&#8221; olarak tanımlanan sağlık problemine neden olabileceğini bildirdi.</p>
<p>Ayağın bilekten yukarıya doğru kaldırılmasını kontrol etme yeteneğinin kaybolmasının &#8221;düşük ayak&#8221; olarak tanımlandığını belirten Ataman, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Bu durumdaki kişi, yürürken ayak parmaklarını yerden kaldıramadığından ayaklarını yerde sürüyerek yürür (Stepaj yürüyüşü). Düşük ayak, kişinin yürümesini yavaşlatır, bozar veya engeller ve düşmeye neden olabilir. Özellikle ayağın kaldırılmasının çok önemli olduğu merdiven çıkma, yokuş çıkma ve yumuşak yüzeylerde yürüme zorlukla yapılır. Bu engeller nedeniyle azalmış veya bozulmuş hareket yeteneği, kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği gibi, günlük aktiviteleri de sınırlar.&#8221;</p>
<p>-&#8221;HASTALIK DEĞİL, BULGUDUR&#8221;-</p>
<p>Ataman, &#8221;düşük ayağın&#8221; bir hastalık değil bir bulgu olduğu için öncelikle mutlaka nedeninin ortaya konulması ve bu nedene yönelik tedavi belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Düşük ayak durumunun, bel fıtığının en önemli sonucu olabileceğini belirten Ataman, sinirlere bası sonucu oluşan bu durumun hastanın günlük yaşamını önemli ölçüde etkileyebileceğini ve birtakım önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Ataman, hastalığın tedavisinde en sık ayak bileği ortezleri veya desteklerinin (AFO) kullanıldığını belirterek, tedaviye ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>&#8221;AFO, genellikle plastik veya daha hafif malzemelerden yapılan ayak ve alt bacak kısmına giyilen ortezdir. Bu ortez, ayak bileğini 90 derecelik açıda destekler ve ayağın yere takılmasını engelleyerek yürümeye yardımcı olur. Yumuşak ayakkabılar, sandaletler veya arkası açık ayakkabılar ile AFO giyilemez.</p>
<p>Düşük ayak, omurga kaynaklı patolojilere bağlı sinir yaralanması nedeniyle ortaya çıkmışsa, bası bölgesindeki neden cerrahi olarak ortadan kaldırılarak tedavi denenir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/dusuk-ayak-bel-fitigi-yapiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ceylanpınar&#8217;da kuduz vakası</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/ceylanpinarda-kuduz-vakasi.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/ceylanpinarda-kuduz-vakasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 19:26:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/ceylanpinarda-kuduz-vakasi.html</guid>
		<description><![CDATA[Şanlıurfa&#8217;nın Ceylanpınar ilçesinde 3 kişiye saldıran başıboş köpeklerden birine kuduz teşhisi konuldu. Kuduz teşhisinin ardından olayın yaşandığı Gaziantep Mahallesi karantina altına aldı. Geçen hafta Gaziantep Mahallesi&#8217;nde 3 kişi sokak köpeklerinin saldırısı sonucu yaralanmıştı. Olaydan sonra saldırgan köpekler, belediye yetkilileri tarafından itlaf edilmişti. Köpekler, kuduz mikrobunun olup olmadığının belirlenmesi için kafası kesilerek Adana Kontrol ve Araştırma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şanlıurfa&#8217;nın Ceylanpınar ilçesinde 3 kişiye saldıran başıboş köpeklerden birine kuduz teşhisi konuldu. Kuduz teşhisinin ardından olayın yaşandığı Gaziantep Mahallesi karantina altına aldı. Geçen hafta Gaziantep Mahallesi&#8217;nde 3 kişi sokak köpeklerinin saldırısı sonucu yaralanmıştı. Olaydan sonra saldırgan köpekler, belediye yetkilileri tarafından itlaf edilmişti. Köpekler, kuduz mikrobunun olup olmadığının belirlenmesi için kafası kesilerek Adana Kontrol ve Araştırma Laboratuarı&#8217;na gönderildi. Adana&#8217;dan gelen laboratuar sonuçlarına göre, köpeklerin bir tanesinde kuduz vakasına rastlandığı bildirildi.<br />
Bunun üzerine Ceylanpınar İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileri olayın yaşandığı Gaziantep Mahallesini karantina altına aldı. İlçe Tarım Müdürlüğü yetkilileri mahallenin giriş ve çıkışlarına uyarıcı tabelalar astı. Yapılan açıklamada şöyle denildi: &#8220;Vakanın görüldüğü Gaziantep Mahallesi karantina altına alındı. Gaziantep Mahallesi&#8217;nde tüm evlerde bulunan hayvanlar aşılanıp hayvanların aşılandığına dair karneler hayvan sahiplerine verilecektir. Karantina altında bulunan mahalledeki başıboş köpekler belediye yetkilileri tarafından itlaf edilecektir. Gaziantep Mahallesi&#8217;ndeki kuduz olayına ilişkin tüm kamu kuruluşlarına gerekli yazışmalar yapılmıştır. Karantina 6 ay devam edilecektir.&#8221;<br />
Bu arada, belediye ekipleri karantina altına alınan Gaziantep Mahalle sınırlarını belirleyen noktalara, &#8220;Mahalle sakinlerinin dikkatine. Gaziantep mahallesinde kuduz vakasına rastlanmıştır. Önemle duyurular.&#8221; ibarelerinin yer aldığı uyarı levhaları astı. Mahallede başı boş sokak köpeklerine yönelik itlaf çalışması başlatıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/ceylanpinarda-kuduz-vakasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mideye by-pass ameliyatı</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/mideye-by-pass-ameliyati.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/mideye-by-pass-ameliyati.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 19:24:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/mideye-by-pass-ameliyati.html</guid>
		<description><![CDATA[Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi&#8217;nde (KSÜ) ilki geçtiğimiz aylarda uygulanan &#8221;mideye by-pass&#8221; yöntemi obezite hastaları için &#8221;umut&#8221; olmaya başladı. Çağın hastalığı olarak da adlandırılan obezitenin tedavisi için tıp dünyası farklı yöntemler uygulamaya devam ediyor. 17 yaşında 170 kilograma ulaşan genç kızın hikayesini gazeteden okuyan 172 kilogram ağırlığındaki 38 yaşındaki İzmirli Berrin Ünal, tedavi olmak amacıyla geldiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi&#8217;nde (KSÜ) ilki geçtiğimiz aylarda uygulanan &#8221;mideye by-pass&#8221; yöntemi obezite hastaları için &#8221;umut&#8221; olmaya başladı. Çağın hastalığı olarak da adlandırılan obezitenin tedavisi için tıp dünyası farklı yöntemler uygulamaya devam ediyor.<br />
17 yaşında 170 kilograma ulaşan genç kızın hikayesini gazeteden okuyan 172 kilogram ağırlığındaki 38 yaşındaki İzmirli Berrin Ünal, tedavi olmak amacıyla geldiği KSÜ Tıp Fakültesi&#8217;nde Doç. Dr. Ertan Bülbüloğlu&#8217;nun kontrolünde yapılan ameliyat ile midesini küçültürdü.<br />
İzmir&#8217;de özel bir şirkette satış sorumlusu olarak görev yapan obezite hastası Berrin Ünal, yaptığı açıklamada, hedefinin bir yılda yaklaşık 90 kilo zayıflamak olduğunu belirtti.<br />
Kilosundan dolayı psikolojik sorunlar yaşadığını ifade eden Berrin Ünal, &#8221;Küçüklüğümden beri kilo alıyorum. Birçok tedavi yöntemini uyguladım. Neredeyse gitmediğim doktor kalmadı. Ama kilo almaya devam ettim. Kahramanmaraş&#8217;ta cerrahi yöntemle operasyon yapıldığını basından öğrendim. Umutsuzluğa kapıldığım bir anda gazete kupüründe okuduğum bu haber beni yeniden hayata döndürdü. İnşallah doktorumun tavsiyesine de uyarak bir yıllık süreç içerisinde normal yaşıtlarımla aynı kiloda olmayı planlıyorum&#8221; diye konuştu.<br />
Anne Zeynep Ünal, kızı ile birlikte geldiği Kahramanmaraş&#8217;ta ameliyat sonrası gözyaşlarına hakim olamadı.<br />
Kızının küçüklükten bu yana obezite hastası olduğunu kaydeden anne Ünal, &#8221;Buraya büyük bir umutla geldik. 30 yıldır kızım kilolarıyla mücadele ediyor. Ailesi olarak kendisine her zaman destek oluyoruz. İnşallah bir yıl sonra kızım çok farklı biri olarak karşımıza çıkar ve o kilolarından kurtulur&#8221; dedi.<br />
Ameliyatı gerçekleştiren Doç. Dr. Ertan Bülbüloğlu ise obezite hastalığının sadece kilo sorunu olarak düşünülmemesi gerektiğini belirterek, &#8221;Günümüzde obezite çok ciddi sağlık sorunların tetikçisi haline geldi. Dolayısıyla önemsenmesi gereken bir hastalık olarak değerlendiriyoruz&#8221; diye konuştu.<br />
Bülbüloğlu, Berrin Ünal&#8217;ın kendilerine müracaat ettiğinde 172 kilogram olduğunu bildirerek, &#8221;mideye by-pass&#8221; yönteminin bu tür rahatsızlıklarda ciddi bir tedavi olduğunu söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/mideye-by-pass-ameliyati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>islikten korunma</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/islikten-korunma.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/islikten-korunma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 17:32:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/islikten-korunma.html</guid>
		<description><![CDATA[Sıcakta teri emen kıyafetler giymeyen kişilerde görülen isilik, yol açtığı kabarıklık ve kaşıntı nedeniyle tatil keyfini kaçırıyor. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Engin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle tatile gidenler ya da uzun süre açık alanda güneşe maruz kalarak çalışan kişilerin vücutlarında, yoğunlukla sırt ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sıcakta teri emen kıyafetler giymeyen kişilerde görülen isilik, yol açtığı kabarıklık ve kaşıntı nedeniyle tatil keyfini kaçırıyor. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Engin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle tatile gidenler ya da uzun süre açık alanda güneşe maruz kalarak çalışan kişilerin vücutlarında, yoğunlukla sırt ve kollarda kaşıntı görülebildiğini söyledi.<br />
Sürekli kaşınan ciltte bir süre sonra yoğun şekilde çıkan sivilce benzeri kırmızı kabarıklıklar meydana geldiğini dile getiren Engin, bu durumun devam eden kaşıntıyla birlikte verdiği rahatsızlık yüzünden kişinin uyumasını bile etkilediğini anlattı.</p>
<p>&#8221;İSİLİĞE KARŞI NE YAPILABİLİR?&#8221;</p>
<p>Sıcak nedeniyle terleyen ve teri emen kıyafetler giymeyen kişilerin cildinde çıkan isiliğin, yol açtığı kabarıklık ve dayanılması zor kaşıntıyla, tatili adeta kişiye zehir ettiğini anlatan Engin, şunları kaydetti:<br />
&#8221;Özellikle sahil bölgelerinde teri emmeyen kıyafetler giyilip sıkça ılık duş alınmadığında oluşan isilik, tatili zehir edebilir. Tatil ortalama 1-2 hafta sürer, isilik de ortalama bir hafta devam edebilir. Sahil bölgelerinde sıcaklık daha fazla olduğu için vücuttaki terleme artmakta ancak nem fazla olduğu için ter kolayca kurumamaktadır.</p>
<p>Bu nedenle, havuza ya da denize girildikten sonra ya da terlendikten sonra mutlaka ılık duş alınmalıdır. Bu ılık duş, cildi temizlediği gibi, cildin aniden uzun süre sıcağa maruz kalıp tepki vermesini engeller. Çünkü isilik, ter bezlerinin sıcağa bağlı geliştirdiği bir fonksiyon olarak ortaya çıkıyor.&#8221;<br />
Yrd. Doç. Dr. Engin, tatile gidenlerin özellikle tatilin ilk günlerinde sıkça ılık duş almayı ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>İLAÇ KULLANABİLİRSİNİZ</p>
<p>Vücudunda isilik çıkanların öncelikle güneşe fazlaca maruz kalmamaya dikkat etmeleri gerektiğini belirten Engin, &#8221;Belli bir süre sonra kendiliğinden iyileşen isiliğin kaşıntısından daha kısa sürelerde de kurtulunabilir. Bunun için kaşıntıyı engelleyici ilaç önerilebilir. Böyle bir durumla karşılaşanlar otel doktorları ya da kendilerine en yakın sağlık kuruluşlarında bir cildiye uzmanına muayene olabilir&#8221; diye konuştu.<br />
Engin, ayrıca, cilt sağlığı ve güzelliği için tatilcilere havuzdan çok deniz suyunu önerdiklerini, aynı zamanda deniz suyunun psikolojik olarak yatıştırıcı etki yaptığının bilindiğini de sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/islikten-korunma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp hastalarına sıcak uyarısı</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/kalp-hastalarina-sicak-uyarisi.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/kalp-hastalarina-sicak-uyarisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 23:03:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/kalp-hastalarina-sicak-uyarisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Sıcakların artmasıyla kalp krizi vakaları da çoğaldı. Uzmanlar uyarıyor: Aman dikkat! Sıcakların artmasıyla kalp krizi vakaları da arttı. Aşırı sıcakların vücutta sıvı kaybına yol açtığını belirten Dr. Enis Koçak, bu durumun kandaki pıhtılaşmayı ve kalp krizi riskini artırdığını açıkladı. Hastalıktan korunmak için kullanılan ilaçların tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Dr. Koçak, tedaviye hayat tarzının değiştirilmesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sıcakların artmasıyla kalp krizi vakaları da çoğaldı. Uzmanlar uyarıyor: Aman dikkat! Sıcakların artmasıyla kalp krizi vakaları da arttı. Aşırı sıcakların vücutta sıvı kaybına yol açtığını belirten Dr. Enis Koçak, bu durumun kandaki pıhtılaşmayı ve kalp krizi riskini artırdığını açıkladı.</p>
<p>Hastalıktan korunmak için kullanılan ilaçların tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Dr. Koçak, tedaviye hayat tarzının değiştirilmesinin de ilave edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Dr. Koçak, güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması ve günde 2 litre su tüketilmesini önerdi.</p>
<p><a href="http://www.kalpkrizi.gen.tr/" target="_blank">Kalp ve damar hastalıkları</a> hakkında daha detaylı bilgiler için tıklayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/kalp-hastalarina-sicak-uyarisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zehirli guatr tedavisi</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/zehirli-guatr-tedavisi.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/zehirli-guatr-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 21:26:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/zehirli-guatr-tedavisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) propylthiouracil (PTU) kullanımıyla ilgili ciddi karaciğer hasarı riski konusunda uyarıda bulundu. FDA, methimazolle kıyaslandığında PTU&#8217;le hepatotoxicite riskinin daha fazla olduğunu gösteren raporu yayınladı. Uzm. Dr. Murat Çiftçi&#8217;nin Online Sağlık&#8217;da (www.onlinesaglik.com) yer alan haberinde, raporda, &#8220;Hem PTU hem de Metimazol, Graves hastalığı nedenli hyperthyroidismin tedavisi için endike olmasına rağmen doktorlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) propylthiouracil (PTU) kullanımıyla ilgili ciddi karaciğer hasarı riski konusunda uyarıda bulundu. FDA, methimazolle kıyaslandığında PTU&#8217;le hepatotoxicite riskinin daha fazla olduğunu gösteren raporu yayınladı.<br />
Uzm. Dr. Murat Çiftçi&#8217;nin Online Sağlık&#8217;da (www.onlinesaglik.com) yer alan haberinde, raporda, &#8220;Hem PTU hem de Metimazol, Graves hastalığı nedenli hyperthyroidismin tedavisi için endike olmasına rağmen doktorlar bu ilaçlarla tedavi başlarken dikkatli olmak durumundadır&#8221; denildi.<br />
FDA raporunda, &#8220;Doktorlar özellikle PTU tedavisinin ilk 6 ayında karaciğer hasarından şüphelendirecek yorgunluk, belirsiz karın ağrısı, iştah kaybı, kaşınma, sarılık gibi nonspesifik bulgularla karşılaştığında hastalarını yakın izleme almalıdır&#8221; görüşlerine yer verildi.<br />
Raporda şu açıklamalar yer aldı:<br />
&#8220;FDA, PTU kullanımıyla gelişen 22 erişkin ve 10 pediatrik ciddi karaciğer hasarlı olguyu belirlemiştir. Erişkinlerde 12 ölüm ve 5 karaciğer nakli, pediatrik hastalar arasında ise 1 ölüm ve 6 karaciğer nakli meydana gelmiştir. Tezat olarak Metimazol kullanmış hastalar içinde ciddi karaciğer hasarı gelişmiş olan 5 olgu saptanmıştır. Bütünüyle bu beş olgu erişkin hastalarda gelişmiş ve 3&#8242;ü ölümle sonuçlanmıştır.<br />
Genelde PTU, methimazole alerjik veya intolerans gelişen hastalar hariç ikinci basamak ilaç terapisidir. Embryopati, aplasia cutis, gebelik esnasında Metimazol kullanımıyla raporlanmış olan yan etkilerdendir. Böyle olaylar PTU kullanımıyla rapor edilmemiştir. Böylece PTU, gebeliğin ilk üç aylık döneminde olan Graves hastaları için daha uygundur.&#8221;<br />
Bu arada raporda, 18 Nisan 2009 tarihinde FDA&#8217;nın PTU ile ilgili hepatotoxiciteyi tartışma amacıyla Amerikan Tiroid Birliği (ATA) ile beraber bir çalışma başlattığı kaydedildi. FDA&#8217;nın PTU ile ilgili bu ciddi yan etkileri izlemeye devam ettiği ve bilgi verici prospektüs değişikliği için çalışmaların özellikle pediatrik hastalardaki kullanımıyla ilgili olarak devam ettiği vurgulandı. Raporda, ayrıca ATA&#8217;nın önümüzdeki aylarda Graves hastalığı ile ilgili tedavi esaslarını güncelleştirmeyi planladığının altı<br />
çizildi. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/zehirli-guatr-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara ve kısırlık</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/sigara-ve-kisirlik.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/sigara-ve-kisirlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2009 00:46:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/sigara-ve-kisirlik.html</guid>
		<description><![CDATA[İnönü Üniversitesinde yapılan araştırmada, çevresel sigara dumanına maruz kalmanın çocuklarda testis fonksiyon bozukluğuna yol açtığı tespit edildi. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Abdurahman Karaman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sigaranın kısırlığa yol açtığının klinik araştırmalarda ortaya çıktığını söyledi. Doç. Dr. Karaman, tütün ürünlerinin yanan uçlarından çıkan ve bunları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 5px; float: left;" src="http://haber.guncell.com/wp-content/uploads/i2009-06-10-3-43-04.jpg" alt="Sigara kısırlık nedenlerinde" /> İnönü Üniversitesinde yapılan araştırmada, çevresel sigara dumanına maruz kalmanın çocuklarda testis fonksiyon bozukluğuna yol açtığı tespit edildi.<br />
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Abdurahman Karaman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sigaranın kısırlığa yol açtığının klinik araştırmalarda ortaya çıktığını söyledi.<br />
Doç. Dr. Karaman, tütün ürünlerinin yanan uçlarından çıkan ve bunları tüketen kişilerin solunum yollarından bıraktıkları dumana &#8221;çevresel sigara dumanı&#8221;, sigara içmediği halde bu dumanın solunulmasına ise &#8221;pasif sigara içiciliği&#8221; denildiğini belirtti.<br />
Sigara ve sigara dumanınındaki 4 binden fazla kimyasal maddenin vücutta tüm organ sistemleri için zararlı etkilere sahip olduğunu, sigara içmenin, erken ölümlerin ve önlenebilir hastalıkların önemli bir sebebi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Karaman, çevresel sigara dumanına maruz kalmanın da önemli halk sağlığı sorunlarından biri olduğunu ifade etti.<br />
-&#8221;ÇOCUKLAR SİGARA İÇİLEN ORTAMDA BULUNMAMALI&#8221;<br />
Doç. Dr. Karaman, pasif sigara içicisi durumunda olan 710 yaş grubu çocuklarda çevresel sigara dumanının testis fonksiyonları üzerindeki etkisini inceleyen bir araştırma yaptıklarını, araştırmada çevresel sigara dumanına maruz kalmanın, çocuklarda testis fonksiyon bozukluğuna yol açtığının biyokimyasal parametrelerle ortaya çıktığını söyledi.<br />
Doç. Dr. Abdurahman Karaman, şunları anlattı:<br />
&#8221;Çocuk testisi, yetişkin yaşa kadar gelişimini sürdüren bir organdır. Dolayısıyla çevresel sigara dumanındaki zararlı etkenlerin testislerde yaptığı hasar ve fonksiyon bozukluğu erişkin yaşlarda ortaya çıkabilecek kısırlık nedenlerinden olabilir. Çocuklar, erişkin yaşlarda ortaya çıkabilecek kısırlık ve diğer birçok hastalıktan korumak için sigara içilen ortamlardan kesinlikle uzak tutulmalıdır. Çevresel sigara dumanına maruz kalma büyük ölçüde ev ortamında gerçekleştiğinden ailelerin bu konudaki sorumluluğu büyüktür.&#8221;<br />
Doç. Dr. Karaman, Türkiye&#8217;de erkeklerin yüzde 62,8, kadınların yüzde 24,3 ve tüm toplumun yüzde 43,6&#8242;sının sigara içtiğini, Türkiye genelinde üniversite öğrencileri arasında sigara içme oranının yüzde 23 ile 48 arasında olduğunu, lise öğrencilerinin yüzde 20,1&#8242;i, 7-13 yaş grubundaki ilkokul öğrencilerinin yüzde 11,7&#8242;sinin sigara içtiğini bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/sigara-ve-kisirlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>böbrek düşmanı tuz</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/bobrek-dusmani-tuz.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/bobrek-dusmani-tuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 08:44:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/bobrek-dusmani-tuz.html</guid>
		<description><![CDATA[Alman Nefroloji Birliği&#8217;nce yapılan yeni bir araştırma, fazla tuz tüketmenin böbreklere zarar verdiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre fazla tüketilen tuz, içerdiği sodyum maddesi yüzünden kan basıncını artırıyor. Artan kan basıncı vücuttaki damarların genişlemesine sebep oluyor. Genişleyen damarlar ise böbreklere zarar vererek kronik böbrek hastalıklarına yol açabiliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 5px; float: left;" src="http://haber.guncell.com/wp-content/uploads/i2009-05-27-11-41-59.jpg" alt="Böbreklerin en büyük düşmanı tuz" /> Alman Nefroloji Birliği&#8217;nce yapılan yeni bir araştırma, fazla tuz tüketmenin böbreklere zarar verdiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre fazla tüketilen tuz, içerdiği sodyum maddesi yüzünden kan basıncını artırıyor. Artan kan basıncı vücuttaki damarların genişlemesine sebep oluyor.</p>
<p>Genişleyen damarlar ise böbreklere zarar vererek kronik böbrek hastalıklarına yol açabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/bobrek-dusmani-tuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>pil yutma</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/pil-yutma.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/pil-yutma.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 08:43:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/pil-yutma.html</guid>
		<description><![CDATA[Daha çok saat, oyuncak, televizyon kumandası gibi eşyaların çalışmasını sağlayan küçük piller özellikle çocuklarda zehirlenmelere neden olabiliyor. Uludağ Üniversitesi bünyesindeki &#8221;Uludağ Zehir Danışma Merkezi&#8221;nin sorumlusu Prof. Dr. Gürayten Özyurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pillerin teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatın her alanına girdiğini söyledi. Çeşitli boylarda üretilen pillerin özellikle küçük yaştaki çocuklar için tehlike oluşturabildiğini ifade eden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 5px; float: left;" src="http://haber.guncell.com/wp-content/uploads/i2009-05-27-11-41-52.jpg" alt="Çocukların pil yutma tehlikesi" /> Daha çok saat, oyuncak, televizyon kumandası gibi eşyaların çalışmasını sağlayan küçük piller özellikle çocuklarda zehirlenmelere neden olabiliyor.<br />
Uludağ Üniversitesi bünyesindeki &#8221;Uludağ Zehir Danışma Merkezi&#8221;nin sorumlusu Prof. Dr. Gürayten Özyurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pillerin teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatın her alanına girdiğini söyledi.<br />
Çeşitli boylarda üretilen pillerin özellikle küçük yaştaki çocuklar için tehlike oluşturabildiğini ifade eden Özyurt, &#8221;Özellikle yuvarlak düğme şeklindeki piller, çocuklarda görülen yabancı madde yutma vakalarının yüzde 2&#8242;sini oluşturuyor. Çeşitli kaynaklarda son 20 yılda pil yutarak zehirlenme vakalarının arttığı bildiriliyor&#8221; dedi.<br />
-AĞZINDA PİLLE UYUYAN ÇOCUK-<br />
Prof. Dr. Özyurt, oyuncaklarda da kullanılan bu pillerin çocuklar tarafından yutulabildiğini belirterek, pillerin içinde civa oksit, gümüş oksit, mangandioksit, çinko oksit gibi ağır metal grupları ile sodyum ve potasyum hidroksit gibi alkaliler bulunduğuna dikkati çekti. Özyurt, şöyle devam etti:<br />
&#8221;Pili yuttuğu zaman çocuk hiçbir semptom da vermeyebilir ama bulantı, kusma, gastrit gibi belirtiler de yapabilir. Mide-bağırsak sisteminin üst kısmında kanamalara da neden olabilir. Çünkü alkali ve asitleri taşıyor. Hatta yemek borusunda delinmelere bile yol açabilir. O tip delinmeler ölümle de sonuçlanabiliyor. Literatürde bu tür vakalar var. Bize de böyle vakalar geliyor. Son olarak 3.5 yaşında bir çocuk getirildi. 3 voltluk bir pili ağzında tutarken uyuya kalmış. Pil 12 saat yanağında kalmış. Ailesi durumun farkına varmamış. Sabah kalktığında sağ yanağının şiştiğini gören ailesi çocuğu bize getirdi. Pilin yanak mukozasını erittiğini tespit ettik. Pil yanakta kimyasal yanık yapmış. Gerekli tedavisi yapıldı. Pilin içindeki özellikle civa oksitin yakıcı etkisi var. Onun için ailelerin bu pillere çok dikkat etmeleri gerekiyor.&#8221;<br />
Son yıllarda pilli oyuncakların artmasıyla, bu tarz olaylara daha sık rastlanıldığını anlatan Özyurt, &#8221;Çocuklar 3 yaşına kadar, özellikle tat duyularının gelişmesiyle birlikte, her şeyi ağızlarına atarak tadına bakmak ihtiyacını duyarlar. Bu nedenle anne ve babaların dikkatli olması, çocukları pilli oyuncaklarla oynarken onları gözlem altında tutmaları gerekiyor&#8221; diye konuştu.<br />
Özyurt, çocuğunun pil yuttuğundan şüphelenen anne babaların, zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak muayene ettirmeleri gerektiğini kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/pil-yutma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>saç ektirme</title>
		<link>http://haber.guncell.com/saglik/sac-ektirme.html</link>
		<comments>http://haber.guncell.com/saglik/sac-ektirme.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 08:43:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.guncell.com/saglik/sac-ektirme.html</guid>
		<description><![CDATA[Giderek artan saç kayıpları, insanları telaşla çeşitli tedavi yollarına yönlendiriyor. Kimi eczaneden dökülmeye karşı ilaç ve şampuanlar alırken kimi de aktara gidip bakım yağları hazırlatıyor. Birçok kişi de doktora başvurmak yerine ruhsatsız çalışan klinikler ya da kuaför/güzellik salonlarında saç ektiriyor. Uzman Songül Alcı, saçla ilgili görüşmelerin pazarlamacı değil hekimle yapılması gerektiğine dikkat çekerek, &#8220;Saç ekimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 5px; float: left;" src="http://haber.guncell.com/wp-content/uploads/i2009-05-27-11-42-08.jpg" alt="Saç ektireyim derken 'çim adam'a dönmeyin!" /> Giderek artan saç kayıpları, insanları telaşla çeşitli tedavi yollarına yönlendiriyor. Kimi eczaneden dökülmeye karşı ilaç ve şampuanlar alırken kimi de aktara gidip bakım yağları hazırlatıyor.</p>
<p>Birçok kişi de doktora başvurmak yerine ruhsatsız çalışan klinikler ya da kuaför/güzellik salonlarında saç ektiriyor.<br />
Uzman Songül Alcı, saçla ilgili görüşmelerin pazarlamacı değil hekimle yapılması gerektiğine dikkat çekerek, &#8220;Saç ekimi basit bir olay değil. Mutlaka hastane ortamında ve uzman plastik cerrahlar ya da dermatologlar tarafından yapılmalı. Aksi halde çim adama dönülebilir.&#8221; uyarısında bulunuyor. Alcı, Sağlık Bakanlığı&#8217;nın son yayınladığı tebliğ ile merdivenaltı çalışan klinikler ve güzellik merkezlerinde saç ektirmeyi yasakladığına işaret ediyor.<br />
Medical Park Göztepe Hastanesi Saç Sağlığı ve Saç Nakli Ünitesi Genel Koordinatörü Songül Alcı, sağlık turizminde Türkiye&#8217;nin saç ekimi ve nakli konusunda dünyada ikinci olduğunun altını çiziyor. Avrupa ülkelerinde bu tedavinin çok yüksek olduğunu anlatan Alcı, &#8220;Neredeyse 20 bin Euro&#8217;ya kadar çıkıyor. Yurtdışında sigorta şirketleri fiyatları karşılasa da bu oran primlerine yansıdığı için hastalara cazip gelmiyor. Bu nedenle ülkemizi tercih ediyorlar.&#8221; diye konuşuyor. Saç ekimi ve nakli, kozmetiğe (estetik operasyona) girdiği için Türkiye&#8217;de özel sigortalar ve Sosyal Güvenlik Kurumu karşılamıyor. Kadınların yüzde 40&#8242;ı, erkeklerin ise yüzde 50&#8242;si yaşamlarının bir bölümünde saç dökülmesiyle karşılaşıyor.<br />
HORMON BOZUKLUĞU EN BÜYÜK ETKEN<br />
Hormonal bozukluklar, kan değerlerindeki düşüklük, özellikle demir eksikliği, hamilelik ve süt verme dönemi ile mevsimsel değişiklikler saç dökülmesine yol açıyor. Saçın iyi bakılmamasına, kullanılan ürünlerin iyi olmamasına bağlı olarak da saçlar dökülebiliyor. Ayrıca perma, bigudi, sıkı bağlama, boya, çok sıcak su ile yıkama gibi saçı güçsüz bırakan ve yapısını bozan şeylerden uzaklaşmak gerekiyor.<br />
Erkek saç dökülmesi, genetik ya da testosteron hormonunun etkisi ile; kadın saç dökülmesi ise genel olarak stres, doğum sonrası ve az görülmekle birlikte genetik olabiliyor. Erkeklerde alın köşeleri ve tepe bölgelerinde dökülme yaşanırken, kadınlarda tepe bölgesinde kısmi bir dökülme ile karşılaşılıyor. Erkek tipi saç dökülmesinde saç kaybı, ergenliğe geçiş sonrası androjenlerin (testosteron, dihidrotestosteron) yükselmesi ile herhangi bir zamanda başlayabiliyor. Genellikle ilk değişiklik, şakak ve alın köşe bölgelerindeki gerileme oluyor. Bu gerileme, erişkin erkeklerin yüzde 95&#8242;inde görülüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://haber.guncell.com/saglik/sac-ektirme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

